* Bilimsel Laik Eğitim İçin '' VELİ EL KİTABI '' na buradan ulaşabilirsiniz !

Bartın’a türkuaz yakışır ...

bartina-turkuaz-yakisir-

Emekli İl Kültür ve Turizm Müdürü , Profesyonel Turist Rehberi İsmail Ağabeyimiz ; yaşadığımız yerin güzelliklerini anlatan , ne kadar değerli bir yerde yaşadığımızı bize hatırlatan bir yazı kaleme almış.
08 Kasım 2017 Çarşamba 11:31

DENİZLERİ MAVİ VE TURQUAZ, ÇEVRESİ YEMYEŞİL
Kentler ya da denizler bir renkle anılsaydı, Bartın’a türkuaz yakışırdı. Türkuaz yeşile çalan mavi demektir. Türk Çinilerinin mavisinden literatüre girmiştir. Sanki o mavinin en güzel tonu gelip Bartın sahillerine ve Parthenious’a (Bartın Nehri’ne) oturmuş. Mavi deseniz mavi değil, yeşil deseniz yeşil de değil.
Bir yatla, hem nehri, hem de Bartın sahillerini dolaşmak mümkündür. Nehir 14 km uzunluktadır. O ki üzerinde 500 tonluk gemilerin Bartın Boğazı’ndan girip şehir merkezine kadar gelmesine izin verir. İşte bu durum Türkiye’de tektir. Diğer akarsularda görülmeyen bir özelliktir.
Bartın halkı, Tanrı Athena’nın atlastan yapılı ve üzerine yıldızların gölgelerinin düştüğü elbisesini giyerek Bartın Nehri boyunca dolaştığını bilir.
Nehrin bitiminde 59 km. uzunluktaki sahil şeridi ile buluşulur. En batıda Kızılkum, doğuya doğru Hatipler, Mogada, Güzelcehisar, İnkumu, Tarlaağzı, Amasra, Bozköyaltı, Çakraz, Göçgün, Çambu, Tekkeönü, Kurucaşile ve Kapısuyu plajları yeşilin kumla oluşturduğu gerdanlıklardandır.
Bartın’ın çatısını dağlar oluşturur. O dağlar ki İnkumu’nda, Amasra’da, Kurucaşile’de denize bir merhaba deyip; kayalık ve az girintili çıkıntılı bir kıyı üzerinde dikine inerler. Bazı yerlerde ise sahille dağ arasına ufacık düzlükler vardır. İşte onlar demin söylediğimiz plajlardır. Kuzey tarafındaki uzayıp giden uçsuz bucaksız masmavi denizin belirli kısımlarında defnelerin, meşelerin resimleri çizilidir. Çamlara, gürgenlere şarkı söyleten meltemler, insana yaşama sevinci verir.
İç kesimlerde ise aynı gerdanlığı yeşil ve onun tonlarıyla Uluyayla, Zoni, Ardıç, Gezen, Kokurdan yaylaları meydana getirir.
Güneşin girmekte tereddüt ettiği zümrüt yeşiliyle örtülü dağlardan kopup gelen Ulukaya, Gökgöl ve Aksu gibi köpük yığınlı dereler, canlı bir tablo gibi büyüler seyredenleri.
Ulu Yayla’daki kardelen çiçekleri beyaz duvaklarıyla karın ayazına aldırmadan, baharı beklemeden, güneşe dönerler yüzlerini. İhtiyaç duymazlar bir damla suya. Eriyen karın sularından kana kana içerler.
Mevsimler içinde sarılar kızıla, kızıl renkler kahveye dönüşürken doğadaki değişimin adını hazan koyarlar Bartın’da. Hazan denilince, nedeni bilinmeyen garip bir hüzün sararken benliği, yürürken çiğneyip geçilen kurumuş yapraklar hep yaşanmışlık ve acı hatıraları anımsatır. Ya da bitmişlik hissi, yok oluş v.s. Oysa anılar, acı tatlı kişilikleri zenginleştiren yapı taşları değil midir?
Güz gülleri çok açar Kozcağızda, Kumluca’da. Hissetmek isterseniz ellerinizle dokusundaki pütürlüğü, lakin boyunlarını hemen büküverirler. Kırgındırlar dokunan ellere. Kim sevmek istemişse hor görmüştür onları. Onun için hazana değin, solmadık hiçbir kır çiçeğiyle beraber olmamak gerekir. Soğuklar çalar sizden onu. Sevseniz dahi beraber olamazsınız.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından korumada öncelikli bölgelerden biri olarak ilan edilen ve Avrupa’nın en yaşlı orman varlığına sahip Küre Dağları Milli Parkı, zengin bir flora ve fauna sunar. Dağ eteklerindeki bitki ve ağaçların yaprakları, ilkbahar ve sonbaharda bir renk cümbüşü oluştururken, adeta yöredeki kadınların kıyafetlerindeki renk çeşnisine ilham kaynağı olur. Bu karmaşa biraz aralanırsa, karşınıza dünyanın en büyük kanyonları, heybetli şelaleleri ve yeryüzünün derinliklerine uzanan büyüleyici mağaraları çıkar.
Bartın’daki yeşil, yumuşak çimenlerin üzerine oturmuş, gözlerinden birbiri ardı sıra yuvarlanan gözyaşları arasında seyredenlere bakar durur. Onun için şairler, Bartın’daki tabiatın enginliğinden farklı dizeler ortaya çıkarırlar.
Bartın’dan ne zaman yağmur geçse, yeşilin yârine kavuşması gibi çığlık atar. Hayran bırakır kendini tüm hüzünlere inat. Sis bulutları zaman zaman beyaz gelinlikle örter Kuşkayası’nı, Armutçuoğlu’nu, Güzelcehisar’ı “Dizler Mezeci’yi ve Çakraz’ı. Tiryakilik yaratan çam kokuları, ardıç kokuları ve ıhlamur kokuları dağların tepelerinde hayat bulur.
Güneşi seyre çıkanlar, onu ağlıyormuş gibi buğulu gözlerle, hüzün içindeymişçesine yedi rengine ayrışıp, dağların arasında kaybolurken görür. Aslında güneş, rengârenk çatlayarak, ışıltılar sağanağı gibi yağar. Sevdiği yerlere değmemek için bulutları kalkan yapar.
Yağmur ve hüzündür buralara çok yakışan. Sanki “Konuk sevmez” Karadeniz’in dalgaları ile poyraz rüzgârları, suskunluğu bozmak için görevlendirilmiştir. Poyrazın ardından, Dalıp giderken uzak diyarların gözü yaşlı sevdalarına, farkında olmadan çağrılır yağmur bulutları.
Birkaç saat için bile olsa Bartın’da bulunmuş olmak, yemyeşil ormanların derinliklerinde kaybolurcasına yürüyüş yapmak, Bartın’a özgü türkuaz ve derin yeşilleri duyumsamak, çılgın kalabalıklardan uzakta, başlı başına bir mutluluk kaynağı değil de nedir?
Bartın yemekleri ardından, ince bardakta önce kokusunu hissedip sonra tadına varılan nefis çay ve akşam saatlerine ait ışıkların altındaki Bartın’ı, insanın içini ısıtan ezgiler eşliğinde seyre dalış...
Ama Bartın öyle kısa zamanlara sığdırılacak bir şehir değil aslında…
Nasıl yeşil maviyi bırakmıyorsa, güneşin sarı ve kızıl ışıkları nasıl hüzün ve tutku yaratıyorsa, yıldızların gözbebeklerindeki sevda nasılsa, Bartın da, işte öyle büyülü, öyle renklidir.
“Buyruy Bartın”a ey kâşifler bulutlar sizleri de sarsın. Yağmur dedikleri bedenlerinizi ıslatsın. “Dıvdıv”ın melodisi silinmemesine kulaklarınızda çığlık olsun.
İsmail AKTAŞ / Emekli İl Kültür ve Turizm Müdürü / Profesyonel Turist Rehberi


Haber okunma sayısı: 472



Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

BARTIN - HAVA DURUMU

BARTIN

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ