* Bilimsel Laik Eğitim İçin '' VELİ EL KİTABI '' na buradan ulaşabilirsiniz !

AKIL,BİLİM,VİCDAN ve İNSANLIK KAZANACAK!

Ayşe Sevtap Uzun

Ayşe Sevtap Uzun

E-Posta :

   Son günlerde hepimizin de çok iyi bildiği üzere “Corona” denen bir virüs yaşamımızı alt üst etti sevgili  dostlar!.Hiç tanımadığımız, şimdiye kadar adını bile duymadığımız bu mikroskobik canlı sevdiklerimizi ve bizi boğarak öldürüyormuş. Nefes alıp ,nefes olmak ne değerli  bir hazineymiş meğerse! İşte corona bizlere bunu öğretti, gidişata bakılırsa daha da öğretecek .. (Bartın Gazetesi 11.04.2020 Köşe Yazısı)

  Bu salgınla karşılaştığımızda fark ettiğimiz ilk gerçek ,hepimizin bir,dolayısıyla aynı türün bir parçası olduğumuzu fark etmemiz  oldu.Bu virüs ırk,din,dil,ekonomik düzey ayırmadan herkesi soluksuz bırakıyordu. İşte buydu gerçek olan!..
   Yaşamlarımızı ve ekonomilerimizi  alt üst edip,hazırlıksız yakalayan bu belanın üstesinden gelmek için tüm dünya ülkeleri savaşmaya başladı. Bu belaya hazırlıksız yakalanan hemen hemen tüm devletler   bir bakıma ekonomik olarak daha zorlanacakları, dönüşü zor olan bir yola mecburen girdiler. Tüm ülkeler isteseler de, istemeseler de artık yoksul sınıfları hesaba katıp,onları kayırmak zorunda olduklarını geç de olsa  anladılar..
  Türkiye’ye gelirsek ,ülkemiz maalesef ciddi önlemler konusunda geç ve plansız hareket etti.Hem salgının yayılma hızı ve görünen rakamlar, hem de halka açıklanan  destek paketleri bunu gayet iyi göstermekte. Tüm ülkelerde mağdur olanlara devlet tarafından karşılıksız para dağıtılılarak halka destek olunurken, biz de sadece bu yardımlar yapılamadığı  için sokağa çıkma yasağı ilanı geciktirilmekte ve yoksul kesimler zorunlu olarak açlıkla, corona arasında sınav vermekte.
   Görüldüğü üzere ülkemiz hayati bir tehditle karşı karşıya iken ,  şu ana kadar ortaya konulan icraatla bu işin üstesinden gelinemeyeceği  görüldü.İşin kötüsü özeleştiri yapılıp,muhalefete çağrıda bulunulacağına ,  günah keçisi aranmaya ve baskıcı yöntemler artırılmaya başlandı.
   Ve en acısı da bu özel dönemde halkın nasıl korunacağı, mağduriyetlerin  nasıl giderileceği düşünüleceğine; bu kaos ortamı fırsat bilinerek,insanlığın doğayı yakıp yıkmasından kaynaklandığı gayet açık olan bu belaya karşı doğanın tamir edilmesi gerekirken, doğayı biraz daha mahvedecek yeni rant  izinleri ve kararları çıkarılmakta.
    Nasıl mı? İşte çevremizden küçük bir kaç örnek sevgili okur!
- Yıllardır  elimizdeki bu hazineyi doğru,düzgün değerlendirelim,turizme kazandıralım dediğimiz Bartın ırmağımızın “kesin korunacak hassas alan” olan kıyıları,bir kaç imza ile “nitelikli doğal sit” alanı yapılıverdi!..Bu demektir ki  şimdiye kadar bakir kalabilmiş olan ırmak kenarlarımız yapılaşmaya açılacaktır..
-Taa 90’lı yıllardan beri mücadele ettiğimiz termik santral belasının baş aktörü Hattat Şirketi’nin kömür çıkarmak için kiraladığı, ama hala çıkaramadığı alanların özelleşme çalışmaları başladı..
Bu demektir ki özelleştirme hükümet programına alınmış,önümüzdeki günlerde mutlaka çıkarılacak..!
-Yine termikçi Hattat’ın tam 16 yıldır imara aykırı olduğu için İstanbul Maslak’ta yapamadığı ve kendi iddiasına göre “İstanbul’un Eyfel’i” olacak binasına Bakanlık emri ile bir plan değişikliği yapılıp izin çıkarılıverdi!
Bu demektir ki artık İstanbul’un o güzelim  siluetine bir gökdelen daha eklenecek!
-Hemen hemen tüm ülkenin karşı çıktığı ve ülkemiz için bir cinayet olacak olan Kanal İstanbul’un ihalesi bu kara günlerde herşeye rağmen, maskelerle  yapıldı!
-Bartın’ın tek kalan yeşil ve açık alanı fidanlığımıza “Millet bahçesi” yapım kararı çıktı!
Bu demektir ki nefes alma ve deprem toplanma alanımız  bile kalmayacak!..
Bu örnekleri tüm ülke kapsamında düşünürsek daha artırabiliriz.
   Gelelim bu karanlık dönemin başka bir yönüne! Bu tür kaos ortamları “bizi yansıtan bir ayna” dır.İnsanlığın karanlık yanlarını  gösterirken, kahraman yanları da sergiler.
   Bildiğiniz üzere korkunç virüs ortaya çıkınca zaten bozukken birdenbire büyük bir darbe alan  ekonomi dibe gittikçe işsizlik, yoksulluk daha hızlı ve korkunç bir şekilde arttı. Bunun üzerine muhalif belediyeler de bu derde azıcık da merhem oluruz mantığıyla kendi çaplarında yardım kampanyaları başlattılar.. Burada şunu da ilave etmekte yarar var. Bu kampanyaları, bu belediyelerin çoğu 11 yıldır devam ettirdiklerini ve bu işin yasal olduğunu açıklıyorlar. Ancak bu kara dönemde her ne olduysa iktidar tarafından başlatılan yardım kampanyası başlayınca, bu belediyelerin kampanyaları il valiliklerince durduruldu ve yardım için vatandaşın gönüllü olarak yatırdığı paralar bloke edildi. Ama işin garibi diğer yandan iktidar partisi belediyelerinde bu kampanyalar tam gaz devam etmekte..
    Yıllardır   kurban derilerini toplamakta yasal olarak tek yetkili olan  THK (Türk hava Kurumu) dururken, vatandaşlar  cemaatlere, vakıflara  makbuzsuz, belgesiz derilerini verirken, “isteyen istediği yere bağış yapar” diyenler,şimdi ne oldu da “devlet içinde devlet” misiniz demeye başladı?..
   Geçtiğimiz günlerde sadece iktidar partisi belediye başkanlarını toplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan “gün siyasi,etnik ve mezhepçi ayrılıklarımızı bir yana bırakarak birlikte mücadele etme günüdür. Böyle bir dönemde siyasi rant hesabı yapanları mahşeri vicdan asla unutmayacaktır” derken, ne oldu da muhalif belediyelerin bu kampanyası siyasi rant amaçlı denerek, yasaklandı!
   Benim buradan  bu uygulamayı yapanlara naçizane bir çift sözüm var dostlar!
   Zorlu günler geçiriyor, hatta yaşamakla, ölmek arasında gidip geliyoruz.O nedenle herkese ,hele hele devletin yetkili kademelerindekilere büyük sorumluluklar düşüyor. İyiliğin tarafı,seni beni olmaz.Korona insanları öldürürken,tam da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi AKP’li,MHP’li,CHP’Lİ,SP’Lİ,HDP’li,...diye ayırmıyor..
Bu dönemde yardım yapan herkese ihtiyaç var ve bu bağışlar herkesin özgür iradesi ile gönüllülük esasına dayanarak  istedikleri yere yapılır.Bağışın yapıldığı yer, makam neresi olursa olsun nereye harcandığı, kullanıldığı belgelendikten sonra bu dağıtımı  kimin yaptığının hiç bir önemi yoktur,olamaz da. Evet dostlar!
    Bu  gün siz, yarın ben hasta olabilirim. O yüzden bu günler insana dair en ağır sınavın yaşandığı günler.. Bu karabasanlı günler hepimize bilinç aşılamalı,sevgi aşılamalı,bizlere keyiften ve zevkten daha önemli şeyler olduğunu öğretmeli,sorumluluk almayı,bedel ödemeyi,düşeni kaldırmayı,başkalarının acılarını görmeyi,doğaya saygı duymayı öğretmeli!
   Eğer bunları öğrenemezsek, öğrenmekte direnirsek ve her şeyin aynı devam edeceğini düşünerek,aptal özgüveniyle, elimizdeki güçlere güvenerek,  aynen ,aynı hataları yaparak devam edersek işte asıl hüsran  aramızdaki kibirli budalalar için o zaman başlayacak.. Çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak..İnanç ile akıl ve bilim,kalp ile beyin ,hurafe ile doğru, zorbalık ile vicdan  arasında kıyasıya bir rekabet yaşanacak ve emin olun ki bundan akıl, bilim, doğru  ve hepsinden önemlisi  VİCDAN kazançlı  çıkacak!..

İzlenme: 4384 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR