* Bilimsel Laik Eğitim İçin '' VELİ EL KİTABI '' na buradan ulaşabilirsiniz !

SEVR PARANOYASI (mı?)

Salih Tiryaki

Salih Tiryaki

E-Posta :

Son yıllarda bazı kurum, kuruluş ve kişilerin ağzından düşmeyen bir “Sevr Paranoyası” ifadesi vardır ki; gerçekten üzerinde düşünmeye değer. Ülkemiz ve çevremizde, geçtiğimiz son on beş yirmi yıl içinde meydana gelen iç ve dış gelişmeler karşısında, milli kaygılar belirten kişiler, böyle bir paranoya (Yani hayali bir takım korkular) içinde bulunmakla itham edilmektedirler. Acaba gerçekten de böyle midir? Türkiye’deki gelişmeler Lozan’ın ilga edilip yerine, Sevr anlaşmasının yeniden uygulanmasına doğru mu gitmektedir? Yoksa bazı insanlar bir takım hayali korkuların etkisi altında, gereksiz telaş ve kaygılara mı kapılmaktadırlar? Bunun için Sevr Antlaşmasının hükümlerini gözden geçirmek gerekmektedir. Mondros Ateş-kes anlaşmasından sonra istilacılar tarafından Türkiye’ye yapılan dört barış teklifi vardır. Bunların birincisi 10 Ağustos 1920’de Vahdettin hükümeti tarafından imzalanan Sevr projesidir. İkincisi Birinci İnönü Savaşından sonra toplanan Londra Konferansı’nın sonunda yapılmış olan, 12 Mart 1921 teklifidir. Üçüncü barış teklifi 22 Mart 1922’de yani Sakarya zaferinden ve Fransızlarla imzalanan Ankara Anlaşması’ndan sonra, yeni bir Türk taarruzunun beklendiği sıralarda, Paris’te toplanan İtilaf Devletleri Dışişleri Bakanları tarafından yapılan tekliftir. Sonuncusu ise Kurtuluş savaşının kazanılmasından sonra yapılan Lozan teklifidir. Yani bugünkü sınırlarımızın belirlendiği teklif… Atatürk, Nutuk’ta bu teklifleri 12 ana başlık altında birbiri ile karşılaştırır. Bu 12 başlık şunlardır: 1. Sınırlar 2. Kürdistan 3. İktisadi (Ekonomik) Nüfuz Bölgeleri 4. İstanbul 5. Vatandaşlık Meselesi 6. Adli Kapitülasyonlar 7. Azınlıkların Korunması 8. Askeri Hükümler 9. Ceza 10. Mali Hükümler 11. İktisadi Hükümler 12. Boğazlar Komisyonu Biz burada konumuzla ilgili olan ‘Kürdistan, Azınlıkların korunması başlıkları altında toplanan maddeleri ele alacağız. Atatürk Nutuk’ta ‘Kürdistan’ başlığı altında bu dört teklifi şu şekilde kıyaslamaktadır: “KÜRDİSTAN: Sevrés’te: Fırat’ın doğusunda ve Ermenistan, Irak ve Suriye arasında kalan bölge için, İtilaf Devletleri delegelerinden kurulu bir komisyon mahalli muhtariyeti hazırlayacaktır. Anlaşmanın imzalanmasından bir yıl sonra, bu bölgede yaşayan Kürt halkı Cemiyet - i Akvam Meclisi’ne başvurarak, Kürtlerin çoğunluğunun Türkiye’den ayrı, bağımsız bir devlet kurmak istediklerini ispat ederse ve Meclis bunu kabul ederse, Türkiye bu bölgedeki haklarından vazgeçecektir. Mart 1921 teklifinde: İtilaf Devletleri, şimdiki durumu göz önünde tutarak, bu konuda Sévres projesinde değişiklik yapılması gerektiğini dikkate almak eğilimindedirler. Şu şartla ki, mahalli muhtariyetler (özerklikler) ve Kürt ve Asurî-Geldani, menfaatlerinin yeteri kadar korunması için tarafımızdan kolaylıklar gösterilsin. Mart 1922 teklifinde: Bahis yok Lausanne’da: Elbette ki söz konusu ettirilmemiştir.”

Bu teklifler okuyucuya hiç de yabancı gelmeyecektir. Bugün Türkiye’nin gündemine oturtulan AÇILIM’ ın esasları ve İmralı’ daki terörist liderle azınlık ırkçısı partinin milletvekili ve yöneticilerinin İmralı’da yaptıkları ve sonradan basına sızan görüşmelere ait tutanaklar incelendiğinde Sevr anlaşmasının Kürdistan başlığı ile ilgili maddelerinde belirtilen hükümler bile çok hafif kalmaktadır. Peki, şimdi sormak gerekir: Hala bir paranoyadan mı bahsediyoruz, yoksa SEVR ANLAŞMASI’ nın bu maddelerinin fiilen yürürlüğe girmesine az mı kaldı?

İzlenme: 630 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

BARTIN - HAVA DURUMU

BARTIN

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
37 hit, 19 ziyaretçi, 22 ziyaret
Bu ay:
303 hit, 183 ziyaretçi, 211 ziyaret
Toplam:
81458 hit, 31405 ziyaretçi, 43246 ziyaret